Yazıma Siverek Kaymakamı Sayın Hersanlıoğlu’nun yaptığı çalışmalar taktire şayen diye başlamayacağım. Kimileri YALAKALIK olarak algılayabilir…
Ancak…
Devletin atadığı bir kaymakam olarak görevini laiği ile yerine getiriyor derim ancak.
Son günlerde başlatılan “Eğitim Destek” kampanyasında yapılan çalışmalar ve ziyaretleri gördükten sonra bazı şeyler ciddi ciddi kafama dank etmeye başladı, bunu paylaşmanın da en doğal hakkım olduğu düşüncesindeyim. Bugün Siverek ve Siverekli olarak özgüvenini yitirmiş bir toplumda ne kadar okul yaptırırsanız yaptırın önemli olan temelini anlata bilmek insanlara. Bugün bir iş adamına gidersiniz destek istersiniz elbet sizi geri çevirmeyecektir. Eğitime katkı diye vergiden düşerler geçerler nasıl olsa ben bu bağışı yapayım. Sırf bunu gövde gösterisi olarak kullanan da olacaktır! Faydalanmak gerekir elbet.
Bunların hepsi güzel hoşta…
Sorun nerde o zaman diye aklınızdan geçiyordur eminim. Sayın Hersanlıoğlu kimdir sorusuna verebileceğim tek cevap Siverek Kaymakamı’dır samimiyetinden şüphem yok ki bunu “içişleri bakanı” aradığı zaman öğrendim bir toplantı esnasında başkada kişili ile ilgili bir yorum yapamam.
Ama kurmayları hakkında tonlarca yorum yapabilirim. İstemediği kadar yazar,çizerim. Şunu açık bir dille dile getireyim samimi bulmuyorum! Evet samimi gelmiyorlar.
Çünkü…
Geçtiğimiz yıl yapılan bir kitap kampanyası vardı. Siverekli Üniversiteli öğrencilerin başlattığı ve benimde sonradan dahil ki ayrıca Radyo Süper olarak ta kampanya ya dahil olduğum bir proje çalışmasıydı. 49.000 Kitap toplandı proje kapsamında, Türkiye’nin değişik coğrafyalarından kitaplar geldi, çeşitli üniversitelerden, kimi altın veriyordu kitap getirin diye, evet yanlış duymadınız adamın biri kalkmış inanmış kampanyaya 10 kitap getirene cumhuriyet altını veriyordu.
Cumhuriyet altını tam mı yarım mı hatırlamıyorum, şuanda da bakmak gelmiyor içimden. Ama önemli olan Kitap getirene altın vereceğim demesiydi.
Bu inançla başlayan bir kitap kampanyasıydı bu.
Kitaplar toplandı iyi hoş güzel…..
Toplanan kitaplar Siverek belediyesinin Kültür Sosyal İşler Müdürlüğünde toplandı. Kampanya sonunda kitapların yaş ve sınıfına göre ayrılması gerekiyordu. Kitap dağıtımında bir ilk okul çocuğuna yanlış bir yayın veya yaşına uygun olmayan bir kitap verilmesin diye….
Biz çok bilmişlik yapmayalım, aman iyilik yapalım derken bu çocuklara yanlış bir şeyler aşılamayalım veya bir atasözü ile şöyle ifade edeyim.
Kaş yaparken göz çıkarmayalım diye…
Milli Eğitim Müdürlüğüne başvurduk.
Bize birkaç öğretmen yönlendirin, ki Milli Eğitim Müdürlüğü her türlü yardım için bir soluk kadar yanınızdayız dediği için, ama çok değerli öğretmenlerimiz 1 günün sonunu bile getiremeden ayrıldılar ve sonradan hiç gelmediler.
Kitap yığınlarına baktıkça derin derin of çektiler…
Çünkü onlara oradaki kitapları yaşa ve sınıflara göre ayıklamaktansa, gidip bir kahvede okey oynamak daha kolaydı, daha da cezb ediciydi ki öyle yaptılar zaten!
Biz değerli arkadaşlarımız ile beraber bir hafta boyunca 48.000 kitabı ayırdık kendimizce sınıf ve yaşa göre ayırdık.
Artık ne denli doğru ne denli yanlış bilemiyorum…
Yani şuanda bir ilk okul çocuğu “Alamut Kalesi” kitabını okuyorsa bu ne benim suçum ne de bir başkasının. Milli Eğitim Müdürlüğü’nün görev verdiği öğretmenlerin suçu!
Kitapları ayırdık…..
Her şey hoş güzel….
Kitapların ne şekilde dağıtıldığı bilgisi verilmedi bile…
En son değerli bir ağabeyimiz yakacak malzeme çıktı sağ olsun birileri kitap toplamış işe yaramayanları evde yakmak için bizlere verdiler!!!!
Şok oldum…
Çünkü biz zaten işe yaramayanları ayırmıştık…
Ne oldu da bunlar işe yaramayanları doğru dürüst belirlediler ?
Ya da ayırma zahmetinde bulunmayanlar dağıtımda mı bunun farkına vardırlar ?
Ve birkaç kamyonet dolusu yakıldı bilgisi geldi!
Evet yanlış değil KAMYONET diyorum….
Ki bazılarının çöpte bulunduğu bilgisi…
Ağladım…..
Hemde çok ağladım…
Radyo istasyonunu kiralamış bir insan olarak…
Kendi reklamlarımı adam akıllı girmezken, sponsorluklarımı yapmazken…
Kitap kampanyasını gümbür gümbür bahsederken…
Üstüne üstün kitap istediğim her insanın bana kalkıp ta “sana mı kaldı kitap toplamak, evinde otur şükret yediğin yemek için ” demesine tahammül etmişken. Bu şekilde yapılmasına kim ağlamaz ki ben ağlamayayım ?
Sayın Kaymakamım bu şehir için gerçekten bir şeyler mi yapmak istiyorsunuz…
O zaman gidin gençleri dinleyin…
Gençlerin sorununu çocukluğunu unutmuş insanlar ile gençliğin sorununu çözemezsiniz. Bir okul değil bin okul açsanız bile çözemezsiniz. Çünkü gençleri kimse dinlemiyor. Bari idari bir amir olarak siz gidin dinleyin…
Bu şehir için gerçekten bir şeyler yapmak istiyorsanız bu şekilde yapamazsınız. Varacağınız tek yer çok özür diliyorum çok hem de çok.
Egonuzu veya görevimi yerine getirdim duygusu olur. Belki buna ego demekte yanlıştır özür dilerim ama bana göre bu böyle.
Yani velhasıl kelam kurmaylarınızı samimileştirin. Eğer siz kurmaylarınızı samimileştirseniz bugün tavlacılık yapan bir insan bile size tavlasını satıp katkıda bulunur.
Bu işler öyle gidip belli sayılı insanlardan para toplayarak olmaz. Belli bir amaca ulaşmaktır sadece, hedefe değil. Yani Hersanlıoğlu yaptı demektir. Peki siz İnsanların Hersanlıoğlu yaptı helal olsun demelerini mi bekliyorsunuz?
yoksa adam gerçekten samimiydi demelerini mi yada Allah razı olsun demelerini mi ?
Siz samimi değilsiniz diye demiyorum…
Yada samimisiniz diye de demiyorum…
Ama ben yaşadığım badirelerden sonra yanınızda bulunan hiçbir kurmayı samimi bulmuyorum ne yazık ki…
Çünkü samimi değiller…
İnsanların kişiliğini değiştiremezsiniz ama insanların görevlerini laiki ile yapmalarını sağlayabilirsiniz.
Yani yazdığım yazıda kimseleri bir zan altında bırakmak değil amacım. Sadece bir şeyler yapılıyorsa samimiyet çerçevesinde yapılsın.
Eğer ben bugün kendime inanmıyorsam, başka insanların bana inanmasını beklemiyorum. İşte önce bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız o değişime önce kendinizden sonra etrafınızdaki insanlardan başlamalı.
Saygı ve sevgilerimle….
Not: Yazımda yapılan herhangi bir yazım kurallarından dolayı şimdiden affınıza sığınıyorum.

İlk yorum ekleyen siz olun!